Çağdaş Türk ve dünya Tarihi notları 3

2011-05-01 13:17:00

UZAK DOĞU’DA YENİ BİR GÜÇ:JAPONYA

XIX.yüzyılın ikinci yarısına kadar derebeylik(feodal) düzenin hakim olduğu Japonya,dış dünyaya kapalı bir ülkeydi.Şogun adı verilen ordu komutanı bu derebeylerin en güçlüsünden seçiliyordu.Asıl güç Şogun’un elindeydi.İmparator sembolik olarak devletin başındaydı.1854’te Batılı devletlerle ticari anlaşmalar yapıldı.Japonya’nın batıya açılımı,ülkede tepkiyle karşılandı ve anlaşmayı imzalamakla suçlanan Şogun yönetimi,ülke üzerindeki etkisini kaybetti.1867’de genç yaşta tahta geçen İmparator Mutsuhito’nun aydınların Batı tarzı yenilikler yapılması fikirlerine destek vermesiyle Japonya’da “Meiji Restorasyonu” denilen reform süreci başlamış oldu.1868’de feodal düzen yıkılarak Batı tarzı hükümet kuruldu.Hukuk sisteminde reform yapılarak Prusya-Alman modeline dayalı yeni bir anayasa oluşturuldu.Eğitim alanında yapılan yenilikler sonucu yüksek bir okur yazarlık oranına ulaşıldı.Takvim değiştirildi.Giyim kuşamda Batı örnek alındı.Çağdaş bir bankacılık sistemi oluşturuldu.Japon donanmasının kurulmasında İngiltere Krallık Donanması’ndan faydalanıldı.Ordunun çağdaşlaştırılmasında ise Prusya genelkurmayından uzmanlar getirildi.Japon subayları Batılı askeri ve donanma akademilerine gönderdiler.Dışardan çağdaş silahlar satın alınırken yerli bir silah sanayisi de kuruldu.Devlet,ulaşım ve haberleşmeye önem vererek demir yolu ağı,telgraf hatları ve deniz yollarının oluşturulmasını özendirdi.Ağır sanayi,demir-çelik ve gemi yapımcılığı geliştirilirken tekstil sanayi de çağdaş seviyeye getirildi.Devlet Japon girişimcilerle ortak çalışarak ihracatçılara,sanayicilere ve deniz taşımacılığına her türlü desteği sağladı.

Gerçekleştirilen bu reformlarla kısa sürede gelişen Japonya XIX.yüzyılın sonlarında güçlü bir devlet haline geldi.Sanayileşen fakat hammadde açısından fakir olan Japonya Asya kıtasına ulaşmak için yayılmacı bir politika izlemeye başladı.Çin’in yönetimindeki Kore’yi ele geçirmek isteyince Çin’le karşı karşıya geldi.İki devlet arasında yapılan savaşta galip gelen Japonya,Batılı devletler ve Rusya’nın tepkisi nedeniyle elde ettiği toprakları Çin’e geri verdi.Çin toprakları Japonya ve Rusya arasında rekabet alanı haline geldi.Rusya ile Japonya arasında 1904-1905 savaşı çıktı.Rusya bu savaşta yenilerek Çin ve Kore üzerindeki etkisini kaybetti.Japonya bir süre sonra Kore’yi topraklarına katarken Rusya ve Çin’e karşı elde ettiği başarılarla Uzak Doğu’da yeni bir güç olarak ortaya çıktı.

Ekonomik Kriz Öncesi Dünya1929 Dünya Ekonomik Krizi,1929’da başlamış,1930’lu yıllar boyunca devam etmiş,Kuzey Amerika ve Avrupa’yı merkez almasına rağmen,dünyanın özellikle de sanayileşmiş diğer ülkelerinde yıkıcı etkiler meydana getirmiştir.I.Dünya Savaşı,özellikle Avrupa dışında üretim kapasitesinin olağanüstü artmasına sebep olmuş,sanayi ülkeleri ihraç ettiği ürünlerle büyük karlar sağlamıştı.Bununla beraber 1920’lerde tarımsal üretimdeki artış,tarım ürünleri fiyatlarının düşmesine neden olmuştu.Tarım ülkeleri ekonomik büyümeden yeterince faydalanamamıştı.Amerika’da I.Dünya Savaşı’nın getirdiği zorluklar karşısında küçük şirketler birleşerek savaş sonrasında tekeller oluşturmuşlardı.Öyle ki 1929 yılına gelindiğinde Amerikan ekonomisinin %50’si üzerinde söz sahibi olan holding sayısı 200 kadardı.Bu da tek bir holdingin bile iflasının ekonomiyi sarsmaya yeteceğini gösteriyordu.

Bu dönemde Amerikan banka ve şirketlerinin çalıma esaslarını düzenleyen yasalar yetersizdi.Hissedar yatırımcıların bilgilendirilmesinde ve denetlemede görülen eksiklikler Amerikan ekonomisinin olumsuz özelliklerindendi.Amerika,1924-1929 yılları arasında gerçekleştirdiği ihracat fazlası ile dünyanın kredi veren ülkesi konumuna geldi.Bu esnada ülkede otomobil,yapı,elektrik gibi yeni endüstriler gelişmeye başladı.Yeni gelişen endüstrilere talebin fazla olması borsanın spekülatif (yapay) olarak aşırı yükselmesine neden oluyordu.Amerika’nın verdiği kredileri geri alamaması zamanla Amerikan ekonomisini zorda bırakmıştı.Aynı dönemde İngiltere’de para birimi paundun aşırı değer kazanması,ihracatta düşüşe ve ekonominin iyice bozulmasına yol açmıştı.Almanya ise savaş tazminatlarını ödemek için karşılıksız para basmış,bu da ülkede hiperenflasyona (aşırı enflasyon) sebep olmuştu.

Ekonomik Krizin Ortaya Çıkışı(Kara Perşembe)3 Ekim 1929 tarihine gelindiğinde borsanın yükselişi durmuş hatta birkaç büyük holdingin hisse senetleri düşmüştü.Bu düşüş 21 Ekim günü yabancı yatırımcıların kağıtlarını ellerinden çıkarmalarıyla hızlandı ve “Kara Perşembe” olarak anılan 24 Ekim 1929 Perşembe günü borsa,dibe vurdu.1929 yılının fiyatlarıyla 4,2 milyar dolar yok oldu.Bu süreçte çok sayıda banka batmış,binlerce insanın mal varlığı yok olmuştu.Bu insanlar,açlığa sürüklendi,sebze ve meyve yetiştirip satarak yaşamaya çalıştılar.Piyasadaki para bir anda yok olduğu için insanlar ihtiyaçlarını karşılamada takas yoluna giderek bir nevi değiş-tokuş ekonomisine geri döndüler.Maddi varlıklarıyla beraber sosyal konumlarını ve ruh sağlıklarını da kaybettiler.Bunalımın etkileri II.Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 10 yıllık bir dönemde devam etti.Bunalımdan etkilenen birçok ülkede inşaat faaliyetleri durmuş;tarım ürünü fiyatlarındaki %40-60’lık düşüş,çiftçileri ve kırsal bölge nüfusunu kötü etkilemiştir.Madencilik alanı krizin en fazla etkilendiği sektörlerden biri olmuştur.Ekonomik kriz dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına,yeryüzündeki toplam üretimin %42 oranında ve dünya ticaretinin de %65 oranında azalmasına sebep olmuştur.1929 yılına kadar dünyada oluşan diğer krizlere bakıldığında dünya ticaretinin en fazla %7 oranında düştüğü düşünülürse 1929 bunalımının ne derece etkili olduğu görülebilir.Ekonomik kriz farklı ülkelerde değişik tarihlerde sona ermiştir.

Barışın Sürekliliğini Sağlama Çabaları

Dünya barışının korunması ve sürekliliğinin sağlanması amacıyla uluslar arası bir teşkilatın kurulma fikri XIX.yüzyılda ortaya atıldıysa da gerçekleşmemişti.I.Dünya Savaşı ise bu düşünceyi daha da güçlendirdi.I.Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalarla,bir düzen sağlanmış gözükmekle birlikte birçok soruna da neden olacak bir ortam oluşmuştu.Paris Barış Konferansı’nda 32 devlet tarafında uluslar arası bir teşkilat kurulması kabul edilmişti.10 Ocak 1920’de merkezi Cenevre olmak üzere asil üyelerini I.Dünya Savaşı’nda galip gelen devletlerin oluşturduğu Milletler Cemiyeti kuruldu.Türkiye de davet üzerine 1932’de Cemiyete katıldı.

Uluslar arası barışı korumaya yönelik bir diğer gelişme de Locarno Antlaşması’nın imzalanmasıdır.Bu antlaşma,Almanya,Fransa,İngiltere,İtalya,Belçika,Polonya ve Çekoslovakya arasında 1 Aralık 1925’te Londra’da imzalandı.

Almanya bu antlaşma ile uluslararası işbirliğine yeniden katılmış oldu.Antlaşmadan hemen sonra da Milletler Cemiyetine üye olarak Avrupa’nın büyük devletleri arasındaki yerini aldı.Antlaşmayla birlikte Avrupa’daki siyasi gerginlik bir süre azaldıysa da bu durum kısa sürdü.

 

Fransa,Avrupa’daki durumunu güçlendirmek ve ilişkilerini geliştirmek için ABD’ye,bir barış paktı imzalamayı teklif etti.ABD ise savaş sonrası Monroe Politikası gereği Avrupa’daki sorunlara müdahil olmak istemedi.Bu nedenle ABD Dışişleri Bakanı Kellogg,bu paktın bütün dünya devletlerini kapsayacak şekilde düzenlenmesini istedi.

Briand-Kellogg Pakt  27 Ağustos 1928’de Paris’te                  ABD,İngiltere,Fransa,Almanya,İtalya,Japonya,Polonya,Çekoslovakya ve Belçika arasında imzalandı.Aynı yıl Sovyetler Birliği ve Türkiye’de antlaşmaya dahil oldu.Briand-Kellogg Paktı ile “savunmaya dayanmayan savaş,kanun dışı sayılmış ve devletler arası ilişkilerde barışçı yollara başvurulması” esas alınmıştır.

Avrupa’da Sosyal ve Ekonomik HayatI.Dünya Savaşı,milyonlarca insanın ölmesinin yanı sıra ABD ve Avrupa’nın siyasi,sosyal ve ekonomik hayatında önemli değişikliklere yol açtı.Savaş sebebiyle Avrupa’dan ABD’ye yapılan göçler azalırken Avrupa içindeki göçler hız kazandı.Avrupa devletleri istihdam ve çalışma şartlarına yasal düzenlemeler getirmeye başladı.Örneğin Fransa,Hollanda ve İspanya 8 saatlik iş günü uygulamasına geçti. Savaşın ardından demokratik süreçte önemli değişiklikler gündeme geldi.1920’den sonra çoğu ülkede bütün yetişkin erkeklere ve bazı ülkelerde kadınlara da oy hakkı tanındı.Böylece seçmen kitlesi genişledi.Büyük savaş,başta ağır sanayiyi,silah ve motorlu taşıt imalatını canlandırdı.Yeni üretim tekniklerinin ve teknolojilerin devreye girmesini sağladı.Sanayileşmiş ülkelerin çoğunda ekonomik atılımlar yaşandı.Politikacılar işçi sınıfının görüşlerini hesaba katmak zorunda kaldı.

Gıda ve ham madde fiyatlarında 1920’lerin başlarında görülen çarpıcı düşüş,bütün Avrupa’da çiftçileri ve köylüleri sarstı.En ağır darbeyi Orta ve Doğu Avrupa aldı.SSCB,sınırlarını ticarete kapatırken Almanya’da hızla yükselen enflasyon ekonomik felç oluşturdu.Ekonomik durgunlukla birlikte işsizlik arttı.Almanya hiperenflasyon döngüsüne girdi.

Orta Avrupa para birimleri de bu gelişmelerden zarar gördü.Avrupa ekonomileri ancak 1924’ten sonra düzene kavuşmaya başladı.1930’larda kırsal alanlardan kentlere göç istikrara kavuştu.Şehir merkezinin uzağına yerleşim yerlerinin kurulması ve buralara hizmet veren demiryolu hatlarının açılmasıyla kentler büyüme sürecine girdi.

Aynı yıllarda savaştan sonra ülkelerini inşa etmek isteyen Avrupa devletleri de ABD bankalarına borçlanıyordu.Ekim 1929’da ABD borsasının çöküşüyle Amerika,verdiği borçları geri istedi.Şirketler battı,işsizlik hızla yükseldi.Rusya’da Lenin,ülkenin kendi kaynaklarını harekete geçirmeye yönelik olarak 1921’de Yeni Ekonomik Politika’yı (NEP) ilan etti.Stalin 1928’de ilk beş yıllık kalkınma planını uygulamaya koydu.1932’de Stalin,ilk beş yıllık plan hedeflerine 4,5 yıl içinde ulaştı.Rusya’nın uyguladığı planlı ekonomi sanayide hızlı bir gelişme sağladı.Birçok Avrupa ülkesi sosyal güvenlik sistemlerini geliştirmeye yöneldi.Yaşlılar için emeklilik,işsizlik sigortası,iş kazaları tazminatı gibi yenilikler kabul edildi.

Almanya,Adolf Hitler’in 1933’te iktidara gelmesi ile köklü bir rejim değişikliği yaşadı.Hitler,Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin önderiydi.Hitler başa geçince önce anayasayı değiştirerek rakip partileri saf dışı bıraktı.Sonra silahlı kuvvetleri yeniden kurdu.Diplomatik manevralara girişerek Almanya’yı yeniden büyük bir devlet yapmak istedi.Hitler içerde işsizliğe son vererek Alman halkının çoğunun sevgisini pekiştirdi ve Almanya’yı kısa sürede Avrupa’nın en etkin gücü konumuna yükseltti.Hitler,Almanya’nın geleceğinin ancak doğudaki geniş toprakları ele geçirip Almanların buralara yerleştirilmesiyle güvence altına alınacağını öne sürdü.Hitler’in 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırması II.Dünya Savaşı’nın başlamasına yol açtı.

İngiltere’de savaş öncesi refah düzeyine ulaşma çabalarından istenen sonuç alınamadı.Ülkede yüksek oranda işsizlik görüldü.Fransa’da harap olan ülkeyi yeniden imar etmek için büyük kamu harcamalarına ihtiyaç duyulması ekonomik kalkınmayı önledi.İtalya’da savaşın neden olduğu huzursuzluklar 1922’de Faşist Partisini iktidara getiren bir hükümet darbesine yol açtı.

793
0
0
Yorum Yaz